Sayfalar

23 Ekim 2014 Perşembe

Harvard Cafe Şarap Tadımı

Şarap içmeyi sever misiniz? En çok hangi şarabı seversiniz? Peki, şarap nasıl içilir biliyor musunuz? İşte, BuGusto olarak, geçtiğimiz hafta tüm bu sorulara cevap bulmak amacıyla, Harvard Cafe’de bir araya geldik ve şarap üzerine çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Şarap hakkında bildiğimiz yanlışları düzeltmek ve bilmediklerimizi öğrenmek için pür dikkat bir şekilde sommeillerin (şarap uzmanı) anlattığı şarap gibi akan sözlere kulak kabarttık. Öğrendik ki, aynı kadehlere doldurulup, kadehin şekline bürünmesinin çok daha ötesinde bir ruhu var şarabın. Her şeyden önce, çok kişisel ve içicisiyle de arasında çok özel bir bağa sahip.


Şarap; öğrenilmesi bitmeyen, uçsuz bucaksız bir derya adeta. Geçmişten gelen, bitmek bilmeyen ve sürekli yenilenen bir dolu bilgi var şarap hakkında. Tadım ise, öğrenilen bu bilgilerin damak yoluyla pratiğe dökülmüş hali.

Şarap nasıl tadılır öğrenmeden önce, bu bilgileri beynimizin kıvrımlarına yerleştirmemiz gerekiyor. Bu nedenle ilk önce şarabın tarihine ve coğrafyasına doğru gözlerimizi çeviriyoruz. Çünkü şarap tadımı, tarih ve coğrafyayla sıkı bir bağ içinde.




Birçok kişi için şarap denince ilk akla gelen Fransa’nın aksine, Gürcistan, Batı İran ve Türkiye’nin doğusu bundan yaklaşık beş bin yıl önce şarabın ilk üretildiği topraklar. Ülkemizin şu an 90 milyon litre olan yıllık ihracatı o dönemler 350 milyon litreymiş. Mübadele döneminde şarap yapmayı bilen kesimin ülkeden gitmesiyle bu topraklardaki zengin bağlar zamanla başka amaçla kullanılmaya başlamış. Şarap yapmayı bu topraklardan öğrenen Batı ise, kendini daha da geliştirmiş. Ülkemizde giderek parlak günlerini yitiren şarap sektörü; tekelin özelleştirilmesi ve süpermarketlerde ithal içki satışının başlamasıyla, son dönemde biraz canlanır hale gelmiş.


En iyi şarap, sorusunun cevabı ise, aslında en başta da belirttiğimiz gibi şarapla şarabı içen kişi arasındaki etkileşimde gizli. Buradaki püf nokta, damak tadı ve zevk meselesi. Aynı şarabı tadarken, eğer toleranslı bir damağa sahipseniz ağzınızda tatlı bir lezzet hissetme, eğer damağınız hassas ise, ağzınızda hissedilen tadın acı olma ihtimali çok yüksek. Böylesine kişisel olan şarap tadımının, tabii bir de değişmeyen hataları var. Şarabın okside olması sonucu ortaya çıkan sirke kokusu, mantarlı şarap anlamına gelen rutubet kokusu ya da yeterli oksijen verilmediğinde ortaya çıkan sülfür kokusu en çok rastlanılan aroma hataları arasında. İyi aromalar ise üç kategoride toplanıyor. Üzüm çeşidiyle alakalı kokular Primer, şarap üretim teknolojisiyle alakalı kokular Seconder, yıllanmışlıkla alakalı kokular ise Tersiyer aromaları oluşturuyor.

Şarap hakkındaki milyonlarca bilgiden sadece ufak bir kısmını öğrendikten sonra şimdi en heyecanlı kısım olan tadıma geçebiliriz.

Öncelikle en iyi şarap kadehi, gözümüzü büyüleyen balon kadehlerin aksine daha küçük kadehler ve kadehin en şişkin yerine kadar doldurulması gerekiyor ki havalandırma işlemi için yer kalsın. Bir diğer yanlış bilgi ise, kadehi tutuş biçimimiz. Muhtemelen birçoğumuz kadehi şarabın olduğu kısımdan tutup bir de artist artist pozlar veriyoruz ama yapmayınız efendim çünkü kadeh ayağından tutulurmuş. Amaç, şarabımızın elimizin sıcaklığıyla ısınmasını önlemek. Evet, kadehimizi ayağından tutup elimize aldığımıza göre sıra geldi rengine bakmaya. Bunun için, 45 derece eğimle beyaz bir zemin üzerinde şarabımızın rengini inceliyoruz. Ardından burnumuzu kadehin içine iyice sokarak şarabımızı kokluyoruz. Sonrasında, bilekten kadehi nazikçe sallayarak (ki bana göre bu en havalı kısım) şarabı havalandırıyoruz. Ve son olarak, ağzımıza biraz hava ve bir yudum şarap alarak şarabı ağzımızın her yerinde dolandırıp bir güzel içiyoruz; tabii profesyonel şarap tadımında şarabı içmeyip kovanıza tükürmeniz gerekiyor; bu da küçük bir ayrıntı.

 Şarap tadımına dair birçok bilgi edindiğimiz bu sohbette biz de beyaz, rose ve kırmızı olmak üzere 3 şarabın tadına baktık. 




İlk şarabımız 2012 Ancyra Muscat şarabıydı. Kavaklıdere’nin bu şarabı, Ege – Pendore bağlarındaki misket üzümlerinden elde ediliyor. Hepimiz tarafından oldukça beğenilen bu şarap, en üzüm kokan ve aromatikliğiyle bilinen bir şarapmış. Şarabı kokladığımızda gül ve narenciye kokusu hissettik.  Beyaz şarap olduğu için tanen denilen ve şarabı içtiğimizde dilde kalan buruk hisse sahip değil. Çok hafif ve içimi çok keyifli bir şarap. En iyi eşlikçisi ise keçi peyniri.




İkinci şarabımız, Kavaklıdere Lal Rose şarabıydı. Lal, Denizli’nin Çalkarası üzümlerinden elde edilen bir şarap. Zaten Rose seven birçok kişi tarafından oldukça tercih edilen bu seriyi biz de çok beğendik. Tam bir keyif şarabı. Kokladığımızda çiçek ve ahududu kokusu aldık. Damakta oldukça güzel bir his bıraktı. Kırmızı şarap olmadığı için yine tanensizdi. Genel olarak Rose şaraplarının barbekü ve pizzaya güzel eşlik edeceğini de öğrendik.




Ve son olarak, Kavaklıdere 2012 Cabernet Sauvignon Carignan kırmızı şarabının tadına baktık. Çeşme ve Pendero bağlarının, şaraba ismini veren üzümlerinin bir araya gelmesiyle elde edilen bu şarap, kırmızı meyve ve baharat aromalarınca zengin bir kokuya ve tada sahip. Kırmızı şarap olduğu için tanen hissi ve buna bağlı olarak damakta kalma süresi oldukça fazlaydı. Sanırım, diğer tattığımız şaraplar içinde en beğenilmeyeni oldu ama tabii ki yine damak zevkine göre değişen bir durum bu. Genel olarak, bu tarz şarapların yanında kırmızı et ve balık tercih edebilirsiniz ama bu da yine şarapla aranızdaki etkileşime kalmış bir tercih.


BuGusto olarak, Harvard Cafe’nin bize yaptığı ev sahipliği ve sommeillerımızın engin bilgileriyle çok keyifli bir etkinlik gerçekleştirdik ve öğrendiğimiz bilgiler kapsamında Pasteur’un “Bir şişe şarapta tüm kitaptakilerden daha çok düşünce vardır” sözünü çok daha iyi anlamış olduk. 

Bir sonraki etkinlikte görüşmek üzere, BuGusto olarak herkese iyi bir şarabın ağızda bıraktığı güzel tat kadar mutlu günler dileriz…


A video posted by BuGusto (@bugusto) on


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder