Sayfalar

18 Haziran 2014 Çarşamba

Trakya Bağ Rotası Gezileri I: Chateau Nuzun

Chateau Nuzun Şarap “Çalıştayı”[1]

Etiketlerinde Şarapevinin çizimini görmek mümkün
BuGusto olarak Yaz Okulu’na gün saydığımız bu kısa tatilde boş durmadık, Trakya Bağ Rotası’nı gezmeye başladık. Hepimizin de bildiği gibi Trakya Turizm İşletmecileri Derneği tarafında 2013 yılında başlanan bu proje Trakya Bölgesi’nde yer alan 12 butik üreticinin katılımıyla hayat buldu. Proje kapsamında bu 12 üreticiyi birbirine bağlayan rotalar çizildi. Özellikle İstanbullu turistler, bu bağları ziyaret edip oralardaki etkinliklere katılabiliyorlar. Yunanistan’daki bağ rotasının devamı olarak tasarlanan Trakya Bağ Rotası Çorlu’dan başlıyor ve oradan Kırklareli ve Gelibolu Bölgesi olmak üzere ikiye ayrılıyor. Katılan 12 butik üreticinin isimleri şöyle: Umurbey, Şato Nuzun, Barel Şarapçılık, Barbare (Tekirdağ Bölgesi), Melen Şarapçılık, Gülor, Şato Kalpak (Şarköy Bölgesi), Arcadia, İrem Çamlıca, Vino De Sera (Kırklareli bölgesi) ve Gali, Suvla (Gelibolu Bölgesi).


Şarap Selfie'si!!!

Bağlardan bir kesti ve şarapevinin önünden manzara

Rotanın hepsini  maalesef daha gezemedik ama bir yerden başlamak lazım değil mi? Başlangıç noktası olarak kendimize Chateau Nuzun’u seçtik. Bağın sahipleri Necdet Bey ve Nazan Hanım, Napa Vadisi’nde geçen yıllarının ardından 2005’te Tekirdağ, Marmara Ereğlisi’nde Çeşmeli diye Çorluya yakın küçük bir köyde gözlerden uzak bir yamaçta profesyonel bağcılık hayatlarına adım atıyorlar. Önce üzümler ekiliyor sonra 2008 yılında yamaca bakan 180 derece manzaralı şarapevinin inşaatına başlıyorlar. 2010 yılından beri organik sertifikaları var ve sadece kırmızı üzüm yetiştiriyorlar. Chateau Nuzun 4’lü kupajları (Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah ve Pinot Noir) Chateau Nuz markasıyla çıkarttıkları başka bir 4’lü kupajları (Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah, Öküzgüzü) ve 4 farklı monosepajları var.
Şarapevinin giriş katı misafirlerini karşılamayı bekliyor.

Chateau Nuzun’da hafta sonları sık sık şarap çalıştayları yani şarap tadımları düzenleniyor. Dikey Pinot Noir ya da Merlot tadımlarından tutun da kendi ürünlerinin yatay tadımlarına kadar çeşitli ve çok keyifli aktiviteler bunlar. BuGusto’yla şarap tadımlarına gelenlerin de bildiği gibi her tadımda bize yol gösteren bir sommelier Chateau Nuzun’da da var: Necdet Bey. Uzun yıllar elektrik elektronik ve bilişim sistemleri mühendisliği gibi alanlarda çalışmış hatta bu alanda doktora yapmış çok donanımlı bir adam olan Necdet Bey Chateau Nuzun’da bağ sahibi olarak çalıştayları yönetiyor. Gerektiği yerde şaraplarla ilgili bilgiler veriyor, gerektiği yerde de katılımcıları kendi yorumlarını not almaya ve tartışmaya bırakıyor. Kendisi ve eşi Nazan Hanım’ın yaptıkları işi sadece iş olarak değil bir yaşam tarzı olarak gördükleri çok açık. Bağda onlara yardımcı olarak bir de Müge Hanım çalışıyor. Kendisi ofis işinden stok yönetimine ve oradan kendi mesleği olan üzümlerin sağlığı ve gelişimi gibi tarımsal konulara kadar her alanda aktif. Aslında sıfat olarak bağın winemaker’ı yani şarapların üretiminden sorumlu olan kişi Müge Hanım'ın ta kendisi. Bağ ve üretimle ilgili çoğu kararı zaten üçü beraber alıyorlar.
Pinot Noir'lar şişede
Necdet Bey






















Bizim ziyaret ettiğimiz günde (15.06.2014) bir Pinot Noir çalıştayı vardı. 2008 yılında ilk monosepaj Pinot Noir’larını şişeleyen Chateau Nuzun, 2009’da ürün az geldiğinden monosepaj Pinot Noir yapamamış %80 PN %20 Syrah kupajı hazırlamış. 2010, 2011 ve 2012’de tekrar monosepaj  Pinot Noir üretebilmişler. 2013 ise hala fıçıda. Tüm kulüp üyelerine (Chateau Nuzun kulübü) açık olan ve rezervasyonla katılınan çalıştayda bizden başka amatör şarap severler ve profesyonel blogger’lar vardı, yani katılımcıların hepsi şarap konusunda uzman değillerdi. Genel olarak şaraplarla ilgili yorumlar pozitifti. 2008de filitrasyon yok ve aradan geçen bunca süreye ve bağın genç olmasına rağmen başarılı bulundu. 2009 tam olarak dikey tadıma dahil olmasa da (içinde syrah var, monosepaj değil) Necdet Bey tarafından o gün denenen en güzel şarap ilan edildi. 2010 gerekse rengi gerekse de kokusu ve aromasıyla Pinot Noir için referans olabilecek bir şarap olarak ilan edildi. 2011 ise Müge Hanım ve Necdet Bey tarafında şimdiye dek çıkardıkları en hatasız ürün olarak nitelendirildi ama bir iki sene daha şişede yıllanması lazımmış. 2012 daha içilmek için erken ve açıldıktan sonra epey beklemesi gerekiyor. 2013ü denemedik ama geçen yaz çok sıcak geçmiş o yüzden Trakya bölgesinde %14’ün altı alkolde şarap bulmak zor olacak bu sene.
Müge Hanım

Tadımdan sonra Necdet Bey’in bize küçük bir sürprizi vardı. Geçen yaz civardaki bir derenin kenarında yabani bir üzüm keşfetmişler ve bazı testlere tabii tutuktan sonra şarap yapımına uygun özelliklere sahip olduğuna karar vermişler. Sonra DNA testi için ODTÜ’ye göndermişler ve üzüm veri tabanındaki hiçbir üzüm DNA’sıyla eşleşmemiş. Yani Chateau Nuzun kendi üzümünü keşfetmiş! Üzümü sonra kendi Cabernet Sauvignon’larına aşılayıp çoğaltmışlar (aşılamada sadece aşılanan üzüm çoğalıyor yani bu bir çeşit melezleme değil, erik ağaçlarında da sistem bu) ve iki şişe kadar şarap yapmışlar. Şarap tabii daha başarılı değil ve arka odada prosesi yürütüldüğü için eksikleri var ama üzüm güçlü bir potansiyele sahip. İsmine önce Maydanozkarası demişler sonra Selvikarası'nda karar kılmışlar. Dış kısmı zarif ve ince olan ve sıkınca rengi çok açık akan bu üzümden rose hatta beyaz şarap bile yapılabilir (bkz. Beyaz Kalecik Karası Allure Kayra).






Mahzen


Üretim kısmından bir kesit
       Çalıştayın sonuna doğru tesisi geziyoruz. Tam bir Fransız kanunlarına uygun şato işletmesi. Üzümün yetiştiği bağ ve işlendiği tesis arasında beş adım anca var. İşleme tesisi ana binanın alt katında, yer altında. Yukarıdan gelen üzümler pencerelerden aşağı alınıyor ve şarap olma yolunda ilerliyor. Mahzen hemen işleme tesisine bağlı ve kapalı kapılar ardında özel bir ısı ve nem oranı korunuyor fıçıda bekleyen şaraplar için. Tesisin giriş katı yani, işlendiği yerin üstü çalıştayların yapıldığı ve ofislerin olduğu kat. İkinci katta ise Nazan Hanım ve Necdet Bey yaşıyor. Bağlar yamacın farklı yönlerine kurulmuş ve üzümler coğrafi koşullar dikkate alınarak ekilmiş. Tesisin bahçesinde bir tane de havuz var. Sonrası göz alabildiğince tarla…

Bağlardan bir kesit. Ben düşme genelde 17 temmuz civarında oluyor.

     Chateau Nuzun işte böyle küçük ve sıcak bir “aile” işletmesi ve Türkiye’de maalesef pazarın sadece %3’ünü oluşturan butik şarapçılığın[2] belki de en güzel örneklerinden biri.

İlgili linkler: Trakya Bağ Rotası
                 Chateau Nuzun

Bağlardan kesit. Hasat genelde 1 eylülde gerçekleşiyor.
Türkiye'de değilmiş gibi hissettiğimi söyledim, adeta Bordo veya Toscana'da bir bağda gibiydim. Necdet Bey de cevap verdi: "Aslında tek farkımız onların yanında bir sürü benzer bağ olması biz ise burada maalesef tekiz"
Şarapevi yandan görünümü



[1] Bu yazı boyunca şarap tadımı demek yerine şarap çalıştayı demeyi tercih ettim. Amacım günümüzde devlet politikalarının kendi vatandaşlarına yaşattığı zorlukları vurgulamaktı. Üreticiler kendi reklamlarını yapamıyorlar ve tadım ismiyle nihai tüketici olan bizlere etkinlikler düzenleyemiyorlar, ayrıca spor aktiviteleri gibi etkinliklere sponsor olamıyorlar ya da sponsor oldukları etkinliklere sadece 24 yaş üstü insanlar katılabiliyor. Trakya bölgesinin gelişimi için emek harcayan ve üzüme şarabın doğduğu topraklarda hak ettiği değeri veren bu üreticiler rotalarına şarap rotası bile diyemiyor ve bağ rotası demeye zorlanıyorlar. Türkiye’de şarapla ilgili herhangi bir yazı okurken lütfen aklımızın köşesinde bütün yapılanların yanlış devlet politikalarına rağmen yapıldığı olsun. -Merve

[2] Butik şarapçılığın en büyük düşmanı devlet değil büyük şirketler ve lüks tüketiciler. Şarabın bazı restoran gruplarına tuvalet kağıdı satar gibi ihaleyle satıldığı ve tüketicinin pahalı şarap açtırıp hava atmak odaklı şarap tükettiği bir ülkede belirli bir fiyat grubunun üstü butik şaraba talep cahillikten ve çeşitli sosyal sebeplerden o şarabı finanse edebilecek kesimde az ve olan talebin de önü büyük isimlerce kesiliyor. Halbuki Chateau Nuzun’da şaraplar çok pahalı değil 30-40 TL’ye pazardaki diğer markalardan kat be kat kaliteli şarap bulmak mümkün. Ayrıca tadımları da çok hesaplı normal tadımlar 5 TL bu gibi özel tadımlar 25 TL. Ama tüm bunları bizler bilmiyoruz çünkü bu sektör devlet eliyle öldürülmeye çalışılıyor ve en büyük zararı litresi 5TL’ye şarap satan şirketler değil, bu işe gönül vermiş kaliteli bir ürün ortaya koymak isteyen ve bunu hesaplı yapmaya çalışan butik üreticiler görüyor. En büyük korkum bir gün ortadaki tek içkinin Victory Gin olması. -Merve















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder