BuGusto olarak yaz
günlerinde de boş durmayalım dedik ve Amerika’dan birkaç günlüğüne İstanbul’a
gelen Büşra Erkara ile yemek eşliğinde çok keyifli bir sohbeti paylaştık.
Aramızda kurucu üyelerimizden Gamze Kantarcıoğlu da vardı.
Büşra Erkara, Boğaziçi Üniversitesi İngiliz
Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. Kendisinin öğrenci olduğu yıllarda henüz
BuGusto yokmuş, bu nedenle öncelikle ona kulübümüzden, kulübün işleyişten ve
sene içerisinde yaptığımız etkinliklerimizden kısaca bahsettik. Büşra
üniversitede eğitimine devam ederken bir yaz New York'taki BULLETT dergisinde staj yapmak
için Amerika’ya gitmiş ve aslında onun serüveni böyle başlamış. Amerika’dan
döndüğünde bir süre Radikal’de staj yapmış ve staj sonrasındaki süreçte
Türkiye’den ayrılıp New York’a taşınma kararı almış. Şu anda kendisi bir yandan
Brooklyn'deki bir Orta Doğu pop-up café ile ilgilenirken bir diğer yandan da freelance
dergicilik yapıyor ve yemek fotoğrafçılığı ile de ilgileniyor. Ancak işin asıl
enteresanı sadece yemek yapmakla ya da sadece dergicilikle ya da
fotoğrafçılıkla uğraşmakla kalmıyor. Büşra bize yemek ve mutfağa olan ilgisini
harmanlayabileceği hepsinin aynı kaynaktan geldiği bir iş yaratmaya
çalıştığından bahsetti ve ayrıca tüm bunlarla ilgilenirken şu anda Brooklyn’de bir pop-up café tadında olan Prince Sabahaddin’nin ortaya çıkış ve işleyiş
öyküsünü bizlere anlattı. Bizim kültürümüzde aslında hemen hemen hiç
karşılaşmadığımız ama dinleyince çok keyifli ve samimi gelen bir oluşum bu.
Büşra Erkara kendi evinde her seferde 2 kişiyi ağırlamak üzere günde 3 seans
olarak evini konuklara açıyor ve bütün hizmeti kendisi veriyor; kahvaltının
hazırlanışından içeceğin servisine kadar. Ayrıca Prince Sabahaddin kartlarının
hazırlanışından menülerin tasarımına kadar hepsinde kendi emeği var. Logonun
tasarımında bir arkadaşından yardım almış ancak fikir ve menülerdeki el yazısı
tamamen kendisine ait.
Bunların yanı sıra Büşra ile New
York’daki yemek kültüründen, özellikle yaygınlaşan food truck akımından
bahsettik. Büşra’nın food trucklarla ilgili "Tear to Remove Lid" isimli yazısına buradan ulaşabilir ya da Eylül ayına kadar sabredip hikayenin
tamamına Eylül'de yayınlanacak olan THAT Magazine'in 12.sayısından erişebilirsiniz. Bunun yanında Büşra’dan aldığımız birkaç yemek
dergisi önerisini de sizlerle paylaşmak istiyoruz, bunlardan bazıları; Lucky Peach, Fricote ( FR), Gourmand (ENG), Swallow Magazine, Cherry Bombe Magazine, Diner Journal, Put A Egg on It.
Eğer Brooklyn’e
yolunuz düşerse bence kesinlikle Prince Sabahaddin’e uğramalısınız. Yalnız
hatırlatmakta fayda var ki Büşra’ya ve onun muhteşem kahvaltılarına ulaşabilmek
için bir arkadaşınızın referansına ihtiyacınız var. Şu aşamada evden yürütülen
bir organizasyon olduğu için bir yakınınızın size ulaştıracağı referral kartı
ile 2 kişi Prince Sabahaddin'e gidip New York’un yoğunluğundan ve
koşturmacasından sıyrılıp belki Türkiye’dekinden bile güzel bir kahvaltı
edebilirsiniz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder