| Soldan sağa: Hario V60, Pour Over ve Chemex |
Kahvede üçüncü akım, ülkemizde adını yeni yeni duyurmaya
başlamış olsa da, aslında başlangıcı doksanlı yıllara dayanıyor. Bu akımda en önemli
nokta, nitelikli kahveyi ortaya çıkarmak. Kahve çekirdeğine, adeta bir şarap
üzümü kadar değer vererek kahve çekirdeğinin aromasını ortaya çıkarıp, en güzel
tatsal özelliği yakalamak. Bu niteliği yakalamak için uygulanan en önemli adım;
kahveyi az kavurmak ve böylece açık renkli kahve elde etmek. Bu nedenle, üçüncü
kahve akımın en belirgin özelliği olarak, kahveyi az kavurarak güzel lezzetlerin
koruma altına alınması diyebiliriz.
Etkinlik boyunca bize anlatılan bilgilerden öğrendiğimiz
kadarıyla, üçüncü akım kahvenin bir diğer önemli özelliği de, kahveyi
kişiselleştirmek. Yani üçüncü akım, aynı kahveyi farklı zamanlarda içtiğinizde
aynı tadı almak yerine her seferinde farklı bir aromayı keşfetmeyi hedefliyor.
Çünkü, çoğumuz tarafından bilinmese de aslında kahvenin en güzel yanı, değişken
olması. Yani, tıpkı bir şarap üzümü gibi kahve çekirdeğinin de mevsimden,
mikroklimadan ve yükseklikten etkileniyor olması. Tam da bu noktada ikinci
dalga kahve akımıyla taban tabana zıtlaştığını haykırmış oluyor. Çünkü, ikinci
kahve akımını oluşturan dünyanın her yerinde bir dolu şubesi olan kahve
zincirlerinin en temel özelliği, dünyanın neresinde ve hangi zamanda içerseniz
için aynı tadı alıyor olmanız. Bu tekdüze tat ise, kahveyi fazla kavurarak
aromaları uçurulması ve böylece kahvenin yağlandırılmasıyla sağlanıyor. Fazla
kavrularak koyu renge ulaşan kahveler ve neredeyse ağzımızı yakacak kadar sıcak
olan kahveler, ikinci dalga akımının en belirgin özelliklerini oluştururken,
üçünü akım kahvede bu özellikler yerini az kavrulmuş, niteliği korunmuş, açık
renkli kahveye bırakıyor.
Birinci dalga kahvenin kökeni ise, İkinci Dünya Savaşı
dönemine dayanıyor ve hazır paket kahvenin temellerini oluşturuyor. Bir
anlamda, kahvenin paketlenerek birçok noktaya ulaşmasını ve ardından evlere
girerek sıcak suyla buluşup pratikleşmesini sağlıyor diyebiliriz.
Sonuç olarak, kısaca özetlemek gerekirse; sınav dönemlerinin
ve sabah derslerinin vazgeçilmezi suya koyup karıştırdığımız paket kahveler birinci
dalga kahveleri, Starbucks’a gidip içtiğimiz kahveler ikinci dalga kahveleri ve son
olarak kahve çekirdeğinin aromasını ortaya çıkaran, farklı demleme yöntemlerinin
uygulandığı kahveler üçüncü dalga kahveleri oluşturuyor.
Şu an dünyanın en ucuz lüksü olarak kabul edilen kahvenin tarihine
şöyle bir bakış attıktan sonra, keyifli etkinliğimizin ayrıntılarına
geçebiliriz. Üçüncü akım konseptinin İstanbul’daki önemli temsilcilerinden biri
olan Cup Third Wave Ccooffee Shop’ta aynı kahve çekirdeğinden çekilen kahvenin 6
farklı teknikle nasıl demlendiğini uygulamalı olarak izledik ve ardından farklı
tatlara bürünen kahve çekirdeğinin birbirinden değişik bu 6 halini afiyetle
yudumladık.
Cold Brew, keşfine
başladığımız ilk kahve oldu. Adından da anlaşılacağı üzere bu kahve, soğuk
demleme yöntemiyle yapılıyor ve bu sayede sıcak demleme sırasında kaybolacak
aromalar muhafaza edilerek, yoğun bir tat almanız sağlanıyor. Bunun için özel
üretilen ve Türkiye’de şu an sadece bu mekanda bulunan Oji adındaki cam balon
sayesinde Cold Brew damlaya damlaya demleniyor ve ardından, viski bardağının
daha ufak ve daha modern haliyle servis ediliyor. Özellikle soğuk kahve severler
ve yeni tatlar keşfetmek isteyenler için Cold Brew, biçilmiş kaftan
diyebiliriz.
| Japanese Syphon |
Japanese Syphon yöntemiyle demlenen kahve, tadına baktığımız ikinci kahveydi. Bu teknikte, 95° C su bariyeri kullanılıyor. Cam küre içerisine su, üzerine de filtre yerleştiriliyor. Su 95°C’ye kadar ısınıp düzenek üzerindeki filtreyi ıslatınca en üst kısma kahve ekleniyor. Isı ve genleşme yardımıyla, su sifon boyunca yukarıya itiliyor ve kahveyle birleşerek filtreleniyor. Oldukça değişik bir şekilde demlenen kahve, bu sifon düzeneğiyle servis ediliyor. Yine, yoğun aroma tadını hissettiğiniz bir lezzeti var, farklı bir şeyler denemek istiyorsanız, Japanese Syphon iyi bir tercih olabilir.
| Pour Over |
Pour Over yöntemiyle demlenen kahve, tadına bakma fırsatı bulduğumuz bir diğer kahve oldu. Bu yöntemde, üst kısmında bardak görünümlü, içinde su yönlendirici kanalların bulunduğu bir düzenek ve buna uygun filtre ekipmanları kullanılıyor. Kahve 60°C suyla demleniyor ve ortamdaki CO₂’in çıkması için 30 saniye bekleniyor, ardından içime hazır hale geliyor. Yine, demlemede kullanılan düzenekle servis edilen Pour Over, bana göre içimi en keyifli kahvelerden biriydi. Diğerlerine göre daha yumuşak ve lezzetli bir tada sahip.
![]() |
| Chemex |
Chemex, aslında Pour Over’a benzer bir düzeneğe sahip olan demleme tekniği. Aralarındaki tek fark, kullanılan filtreler. Fakat, iş tadım kısmına gelince ortaya bambaşka bir lezzet çıkıyor. Chemex tekniği kullanılarak demlenen kahveyi içtiğinizde, artık çaya doğru giden, berrak bir kahve içtiğinizin farkına varıyorsunuz. Aromalar yine yoğun şekilde kendini hissettiriyor.
| Nel Drip |
Nel Drip, deneyimleme fırsatı bulduğumuz bir diğer kahve demleme tekniğiydi. Bir porsiyon için 45 gram kahve kullanılması nedeniyle, kahve fanatiklerinin mutlaka denemesi gereken bir yöntem. Ayrıca, demlenme süresi diğer tekniklere göre birazcık daha uzun olduğu için, ılık içilen bir kahve. Kahve, suyun yavaş yavaş eklenmesiyle aşamalı şekilde son halini alıyor ve sonuç olarak ortaya tam bir bitterness tat çıkıyor. Gerçekten kahve tutkunuysanız ya da şöyle bir kendinize gelmek istiyorsanız, Nel Drip tam size göre demektir.
| Espresso |
Espresso, etkinlik kapsamında tadına baktığımız son kahve oldu. Espresso, en ince çekilen ve oldukça kavrulmuş olan Türk kahvesinden sonra gelen ince çekilmiş ve çok kavrulmuş kahve olma özelliğine sahip. Bir Espresso, oldukça yüksek basınçta, yaklaşık 45 saniyede hazır hale geliyor. Diğer kahvelere göre, kullanılan kahve miktarı daha fazla, su miktarı ise daha az. Bu nedenle, sonuç olarak ortaya oldukça yoğun kıvamlı bir kahve çıkıyor. İçtiğiniz zaman damağınızda bıraktığı aroma tadı ise, tamamıyla kremasında saklı. Ayrıca, Espresso sade olarak içilmesinin dışında, Latte, Mocha, Macchiato, Cappuccino gibi birçok kahve çeşidinin temel bileşeni olma özelliğine sahip.
Böylece bir tadımın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Kahvelerin
yapım sürecini izlemek ve ardından her birinin tadına bakarak yeni lezzetler
keşfetmek gerçekten çok keyifliydi, kahveye dair bir dolu öğrendiğimiz bilgi de
bunların yanında cabası! Tüm Cup Third Wave Ccooffee Shop ekibine bize
ayırdıkları zaman, gösterdikleri ilgi ve güler yüzleri için bir kez daha teşekkür ederiz.
Akaretler, Şair Nedim Caddesi, No:5’te konumlanan bu güzel mekan, hem hoş
ortamı hem de lezzetli kahveleriyle, kahvede üçüncü dalga konseptini
keşfetmeniz için harika bir mekan. Şimdiden herkese afiyet olsun…


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder