Sayfalar

30 Kasım 2014 Pazar

Cup Third Wave Ccooffee Shop Kahve Tadımı


Soldan sağa: Hario V60, Pour Over ve Chemex 
“Bir kahve çekirdeğinden kaç farklı kahve içebilirsiniz?” sorusunun cevabını öğrenmek amacıyla BuGusto Degüstasyon komitesi olarak geçtiğimiz hafta yollara düştük ve dönemin ilk kahve tadımını Cup Third Wave Ccooffee Shop’ta gerçekleştirdik. Kahvede üçüncü akım konseptiyle hizmet veren bu hoş mekan, mekana adımımızı attığımız ilk andan itibaren burnumuzda hissettiğimiz harika kahve kokusuyla ve ardından bizi güler yüzle karşılayan mekan sahibi ve yetenekli baristasıyla iyi bir kahve içmenin verdiği hazın dışında gönlümüzü de fethetmeyi başardı. Oldukça keyifli geçtiğinin sinyalini en başından verdiğim etkinliğimizin ayrıntılarına geçmeden önce, sizlere ilk olarak kahvede üçüncü akım konseptinden bahsetmek istiyorum.

Kahvede üçüncü akım, ülkemizde adını yeni yeni duyurmaya başlamış olsa da, aslında başlangıcı doksanlı yıllara dayanıyor. Bu akımda en önemli nokta, nitelikli kahveyi ortaya çıkarmak. Kahve çekirdeğine, adeta bir şarap üzümü kadar değer vererek kahve çekirdeğinin aromasını ortaya çıkarıp, en güzel tatsal özelliği yakalamak. Bu niteliği yakalamak için uygulanan en önemli adım; kahveyi az kavurmak ve böylece açık renkli kahve elde etmek. Bu nedenle, üçüncü kahve akımın en belirgin özelliği olarak, kahveyi az kavurarak güzel lezzetlerin koruma altına alınması diyebiliriz.


Etkinlik boyunca bize anlatılan bilgilerden öğrendiğimiz kadarıyla, üçüncü akım kahvenin bir diğer önemli özelliği de, kahveyi kişiselleştirmek. Yani üçüncü akım, aynı kahveyi farklı zamanlarda içtiğinizde aynı tadı almak yerine her seferinde farklı bir aromayı keşfetmeyi hedefliyor. Çünkü, çoğumuz tarafından bilinmese de aslında kahvenin en güzel yanı, değişken olması. Yani, tıpkı bir şarap üzümü gibi kahve çekirdeğinin de mevsimden, mikroklimadan ve yükseklikten etkileniyor olması. Tam da bu noktada ikinci dalga kahve akımıyla taban tabana zıtlaştığını haykırmış oluyor. Çünkü, ikinci kahve akımını oluşturan dünyanın her yerinde bir dolu şubesi olan kahve zincirlerinin en temel özelliği, dünyanın neresinde ve hangi zamanda içerseniz için aynı tadı alıyor olmanız. Bu tekdüze tat ise, kahveyi fazla kavurarak aromaları uçurulması ve böylece kahvenin yağlandırılmasıyla sağlanıyor. Fazla kavrularak koyu renge ulaşan kahveler ve neredeyse ağzımızı yakacak kadar sıcak olan kahveler, ikinci dalga akımının en belirgin özelliklerini oluştururken, üçünü akım kahvede bu özellikler yerini az kavrulmuş, niteliği korunmuş, açık renkli kahveye bırakıyor.
Birinci dalga kahvenin kökeni ise, İkinci Dünya Savaşı dönemine dayanıyor ve hazır paket kahvenin temellerini oluşturuyor. Bir anlamda, kahvenin paketlenerek birçok noktaya ulaşmasını ve ardından evlere girerek sıcak suyla buluşup pratikleşmesini sağlıyor diyebiliriz.

Sonuç olarak, kısaca özetlemek gerekirse; sınav dönemlerinin ve sabah derslerinin vazgeçilmezi suya koyup karıştırdığımız paket kahveler birinci dalga kahveleri, Starbucks’a gidip içtiğimiz kahveler ikinci dalga kahveleri ve son olarak kahve çekirdeğinin aromasını ortaya çıkaran, farklı demleme yöntemlerinin uygulandığı kahveler üçüncü dalga kahveleri oluşturuyor.

Şu an dünyanın en ucuz lüksü olarak kabul edilen kahvenin tarihine şöyle bir bakış attıktan sonra, keyifli etkinliğimizin ayrıntılarına geçebiliriz. Üçüncü akım konseptinin İstanbul’daki önemli temsilcilerinden biri olan Cup Third Wave Ccooffee Shop’ta aynı kahve çekirdeğinden çekilen kahvenin 6 farklı teknikle nasıl demlendiğini uygulamalı olarak izledik ve ardından farklı tatlara bürünen kahve çekirdeğinin birbirinden değişik bu 6 halini afiyetle yudumladık.

Cold Brew, keşfine başladığımız ilk kahve oldu. Adından da anlaşılacağı üzere bu kahve, soğuk demleme yöntemiyle yapılıyor ve bu sayede sıcak demleme sırasında kaybolacak aromalar muhafaza edilerek, yoğun bir tat almanız sağlanıyor. Bunun için özel üretilen ve Türkiye’de şu an sadece bu mekanda bulunan Oji adındaki cam balon sayesinde Cold Brew damlaya damlaya demleniyor ve ardından, viski bardağının daha ufak ve daha modern haliyle servis ediliyor. Özellikle soğuk kahve severler ve yeni tatlar keşfetmek isteyenler için Cold Brew, biçilmiş kaftan diyebiliriz.

Japanese Syphon



Japanese Syphon yöntemiyle demlenen kahve, tadına baktığımız ikinci kahveydi. Bu teknikte, 95° C su bariyeri kullanılıyor. Cam küre içerisine su, üzerine de filtre yerleştiriliyor. Su 95°C’ye kadar ısınıp düzenek üzerindeki filtreyi ıslatınca en üst kısma kahve ekleniyor. Isı ve genleşme yardımıyla, su sifon boyunca yukarıya itiliyor ve kahveyle birleşerek filtreleniyor. Oldukça değişik bir şekilde demlenen kahve, bu sifon düzeneğiyle servis ediliyor. Yine, yoğun aroma tadını hissettiğiniz bir lezzeti var, farklı bir şeyler denemek istiyorsanız, Japanese Syphon iyi bir tercih olabilir.




Pour Over



Pour Over yöntemiyle demlenen kahve, tadına bakma fırsatı bulduğumuz bir diğer kahve oldu. Bu yöntemde, üst kısmında bardak görünümlü, içinde su yönlendirici kanalların bulunduğu bir düzenek ve buna uygun filtre ekipmanları kullanılıyor. Kahve 60°C suyla demleniyor ve ortamdaki CO₂’in çıkması için 30 saniye bekleniyor, ardından içime hazır hale geliyor. Yine, demlemede kullanılan düzenekle servis edilen Pour Over, bana göre içimi en keyifli kahvelerden biriydi. Diğerlerine göre daha yumuşak ve lezzetli bir tada sahip.








Chemex



Chemex, aslında Pour Over’a benzer bir düzeneğe sahip olan demleme tekniği. Aralarındaki tek fark, kullanılan filtreler. Fakat, iş tadım kısmına gelince ortaya bambaşka bir lezzet çıkıyor. Chemex tekniği kullanılarak demlenen kahveyi içtiğinizde, artık çaya doğru giden, berrak bir kahve içtiğinizin farkına varıyorsunuz. Aromalar yine yoğun şekilde kendini hissettiriyor.



Nel Drip




Nel Drip, deneyimleme fırsatı bulduğumuz bir diğer kahve demleme tekniğiydi. Bir porsiyon için 45 gram kahve kullanılması nedeniyle, kahve fanatiklerinin mutlaka denemesi gereken bir yöntem. Ayrıca, demlenme süresi diğer tekniklere göre birazcık daha uzun olduğu için, ılık içilen bir kahve. Kahve, suyun yavaş yavaş eklenmesiyle aşamalı şekilde son halini alıyor ve sonuç olarak ortaya tam bir bitterness tat çıkıyor. Gerçekten kahve tutkunuysanız ya da şöyle bir kendinize gelmek istiyorsanız, Nel Drip tam size göre demektir.





Espresso




Espresso, etkinlik kapsamında tadına baktığımız son kahve oldu. Espresso, en ince çekilen ve oldukça kavrulmuş olan Türk kahvesinden sonra gelen ince çekilmiş ve çok kavrulmuş kahve olma özelliğine sahip. Bir Espresso, oldukça yüksek basınçta, yaklaşık 45 saniyede hazır hale geliyor. Diğer kahvelere göre, kullanılan kahve miktarı daha fazla, su miktarı ise daha az. Bu nedenle, sonuç olarak ortaya oldukça yoğun kıvamlı bir kahve çıkıyor. İçtiğiniz zaman damağınızda bıraktığı aroma tadı ise, tamamıyla kremasında saklı. Ayrıca, Espresso sade olarak içilmesinin dışında, Latte, Mocha, Macchiato, Cappuccino gibi birçok kahve çeşidinin temel bileşeni olma özelliğine sahip.






Böylece bir tadımın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Kahvelerin yapım sürecini izlemek ve ardından her birinin tadına bakarak yeni lezzetler keşfetmek gerçekten çok keyifliydi, kahveye dair bir dolu öğrendiğimiz bilgi de bunların yanında cabası! Tüm Cup Third Wave Ccooffee Shop ekibine bize ayırdıkları zaman, gösterdikleri ilgi ve güler yüzleri için bir kez daha teşekkür ederiz. Akaretler, Şair Nedim Caddesi, No:5’te konumlanan bu güzel mekan, hem hoş ortamı hem de lezzetli kahveleriyle, kahvede üçüncü dalga konseptini keşfetmeniz için harika bir mekan. Şimdiden herkese afiyet olsun…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder