Bugusto'dan tıka basa bir Carl’s Jr. ziyareti!
Eklektik komitesi olarak Carl’s Jr.’ın Özdilek AVM şubesine ziyarette bulunduk. Bizi Marka Müdür Yardımcısı Melis Hanım karşıladı. Sindirmesi hayli güç olan bu hamburger ziyafeti aynen aşağıdaki gibi gerçekleşti. (Dikkat! Aç iken okumayınız.)
Carl's Jr.'ın şöyle bir özelliği var: Ne isterseniz isteyin, siz sipariş verdikten sonra hazırlanır. Peki bu ne demek? Diyelim soğan halkası istediniz, görevli personel siz siparişinizi verdiğiniz anda soğanı doğramaya, kaplamasına bulamaya ve kızartmaya başlar. O ana kadar haberdar olmadığım bir kavramdı bu. Gelip masalara yerleştikten sonra birer bardak alıp yine Carl's Jr.'ın konseptinde olan sınırsız içeceklerden doldurmaya gittik. Carl’s Jr. daha önce deneyimlemiş olanların ısrarla söylediği bir şey vardı: Kolayı fazla doldurmayın sonra hepsinden yiyemezsiniz. Bu sözlerden sonra hamburgere doyacağımızı hatta yerimizden kalkamayacağımızı anlamıştım. Önceden hazırlanmak gerçekten önemliydi çünkü biz burger tadacağız diye gittik ama masaya tepsi dolusu patates getirdiler. Blog'u yazacak kişi olarak bütün burgerleri tatma görevinin getirdiği sorumlulukla patateslere korkuyla yaklaştım. Fakat güçlü iradem onların lezzetine yenik düştü ve ben de çatal çatal yemeye başladım. İsterseniz burgerlerden önce gelen patatesleri tanıtalım ve ardından asıl tema olan burgerlerimizi inceleyelim.
Chilli Cheese Fries: Kocaman burger kutuları belirdi ve biz "hah! burgerler de geldi" derken bir de ne görelim?! Patates ve üstelik üzeri chilli sos ve erimiş cheddar peyniri ile kaplanmış. Masanın her tarafından duyulan "offff!, Ağğbiiii!!!, aman!!!" sesleri görüntünün güzelliğini dile getiriyordu. Tadımdaki ilk göz ağrımız olan bu patatesler gönüllerimizi fethetti.
Curly Fries: Biz Chilli Cheese Friesların etkisinden daha çıkamamışken önümüze tepsilerce Curly Fries geldi. Curly Fries adından da anlaşılabileceği gibi kıvrık ve dışı özel baharatlı bir sosla kaplanmış patateslerdi. Baharatlı sosu nedeniyle daha koyu renkli gözükse de lezzetine diyecek yoktu. Chilli Cheese Friesların hızla sonuna gelmişken Curly Frieslar tadım sonuna kadar masada kaldı ve burger aralarında atıştırdık.
Bir fast-food hamburgerci zincirinin olmazsa olmazı olan parmak patatesler de tepsiler dolusu geldi. Unutmadan ekleyeyim, Carl's Jr. kendisini bir fast-food restoranı olarak değil fast-casual restoran olarak tanımlıyor. Aynı zamanda Carl's Jr.'ın özel sosları da servis edildi. Servis edildi diyorum çünkü Carl’s Jr.’da siparişinizi veriyorsunuz, ödemeyi yapıyorsunuz ve masa numaranızı alıp masanıza kuruluyorsunuz, gerisi garsonlara kalmış. Bazı popüler fast-food restoranlarının aksine bu soslar bedava ve istediğiniz kadar alabiliyorsunuz. Sunulan üç sos Ballı Hardal, Ranch ve Barbekü soslarıydı. Ballı hardalları çok başarılıydı. Ranch sosları piyasadaki diğer Ranch soslardan daha hafif ve farklıydı. Gelen Barbekü sosu ilk bakışta ketçabı andırıyordu ve ketçap sanmıştık. Bunun nedeni bu sosun orijinal barbekü sos tarifine göre hazırlanmış olmasıymış. Patatesler hakkında bu kadar konuştuysak burgerleri siz düşünün. Ve işte burgerlerin geldiği an:
Burgerler dörde bölünmüş şekilde geldi ve dört kişi bir hamburgeri paylaştı,. Böylece her burgerden mide fesatı geçirmeksizin tadabildik. Burgerler hakkında kısa bir bilgi: Köfteler, “Charbroil” yöntemi ile pişiriliyor. Bu sayede köfte kendi suyunu koruyor ve ısırdığınızda "haşırt" diye bir ses geliyor. Köftedeki siyah şeritler de bu yöntemin sonucunda oluşuyor. Carl's Jr.’ın burgerleri büyüktü, yani bir burger köftesi normal bir burger köftesinden 1.5 kat daha genişti. Lafı fazla uzatmadan ilk burgerimize geçelim.
Memphis: D.W.BBQ'dan sonra bunu ısırmakta zorlanmadık. Tek köfteli, çıtır soğanlı, barbekü soslu ve cheddarlı. Famous Star'dan farklı olarak en alt katmanında dana kavurma var. Gayet leziz bir deneyim ve bize kurban bayramında yenen kavurmaları anımsatıyor. Kavurmalar küp küp değil de ezilerek koyulmuş ki yerken dökülmemesi için işlevsel olmuş.
Steakhouse Burger: Aramızda en çok tartışmayı yaratan burger diyebiliriz. Kalın, doyurucu bir köftesi; diğer burgerler gibi çıtır soğanı, sosu, domatesi, marulu olan bir burger; buraya kadar normal. Fakat içinde bulunan rokfor peyniri fikir ayrılıklarına neden oldu. Keskin kokusu ve tadıyla bilinen rokfor peyniri vardı içinde. Bir çok arkadaşımız daha ilk ısırıktan sonra pes etti. Tadı gerçekten çok keskin, bir burgerde olmasını garipsediğim bir tat ve damaktan kolayca silinmiyor. Her ne kadar Rokfor peyniriyle ilk bu hamburgerle tanışmış olsam da benim için yenilebilir bir burgerdi. Steakhouse Burger’inizi sipariş ederken Rokfor peyniri istemediğinizi belirtirseniz ortada bir sorun kalmayacaktır ama eminimki rokfor peyniri sevenler için ideal bir burger.
Şu ana kadar 4 farklı burger tattık ve hamburger başı çeyrek dilimden hepimiz birer tane yemiş olduk. Melis hanım ve Carl’s Jr.’ın sonsuz misafirperverliği eşliğinde çay molası verdik. Çay molası vermemiz hem iyi hem de kötü oldu diyebilirim. İyi tarafı yediklerimiz biraz yatıştı ve sadece bir şeyleri yeyip yorumlamak haricinde masadaki arkadaşlarla bir güzel sohbet ettik. Kötü tarafı ise bu mola bizi tokluk hissine bürüdü ve bazılarımız sonlara doğru artık bir şey yiyemez hale geldi.
Burger tadımı round 2!
Jalapeno Burger: İsminden de anlaşılacağı üzere ilk ısırıkta yakan ama sonrasında tatlı bir acıya dönüşüveren Jalepeno biberine sahip. İçinde diğerlerinden farklı olarak Santa Fe Sosu var. Acı severlerin mutlaka denemesi gereken bir lezzet. Acısı yerinde bir burger. Baharatlı köftelerin aksine acısı yedikçe artmıyor. Neticede farklı lezzetlerin bir araya gelmesi sonucu başarılı bir burger olmuş.
“Low-Carb” The Big Carl: Yüzümüzü güldüren bir hadise oldu. Bu burgerler 4 yerine 2'ye bölünmüştü çünkü hamburger köftesi ekmek yerine marulla kaplanmıştı. Normalde kağıda sarılıp servis edildiği için elleriniz çok kirlenmiyor fakat biz ikiye böldürdüğümüz için kağıda sarmak pek mümkün değildi ve açıkçası bir mücadele verdik. The Big Carl’ın tadı diğer burgerler gibi çok güzeldi ve ekmek yerine marulun olması da tadına tat katmıştı. Carl’s Jr.’da “low-carb” diyetine uygun olarak istediğiniz hamburger çeşidini ekmek yerine marul kullanılmasını isteyerek tüketebiliyorsunuz. Carl’s Jr.’ın böyle bir imkan sunması herkesin çok hoşuna gitti. The Big Carl’ın içinde İki köfte, classic sos ve cheddar vardı.

Portobello Mushroom Burger: İçinde kalın bir köfte ve diğerlerinden farklı olarak Portobello Mantarı var. Mantar seven ve daha önce hiç hamburgerde mantar yememiş olanlar için harika bir seçim. Hamburger ve mantarın birbirleriyle olan bu uyumu beni şaşırttı.
Etkinlikteki herkesin aşırı doyması ve daha fazla burger yiyecek halinin kalmaması nedeniyle sekizinci burgerimizi tadamadık. Bunda sınırsız içeceğin ve tepsilerce patatesin de etkisi çok fazla. Burgerlara son verdikten sonra kahve ve çay ikramıyla birlikte sohbet de başladı. Balkonda olduğumuz için sıcacık kahve çok iyi geldi. Artık gerçekten hiçbir şey yiyemeyecek durumdayken Melis Hanım bize yaptıkları doğal milkshaketen ikram etti. Bir şeyler tatma gücümüz kalmadığından küçük bardaklara shot kadar koyarak servis ettiler. Diğer fast-food restoranlarında yoğun olarak hissettiğim yapay tat bu milkshakete yoktu. Doğal sütle ve dondurmayla hazırlanmıştı. Evde benim hazırladığım milkshakelere benziyordu ve tadı enfesti.
Ayrıca etkinliğin ayarlanmasına vesile olan Melis Hanım etkinlik boyunca bizimle birlikteydi ve eksiksiz her sorumuza içten cevaplar verdi, sohbetlerimize katıldı. Bunun için Melis Hanım’a ve Carl’s Jr. ailesine çok içten teşekkürlerimizi iletiyoruz. Birilerine teşekkür etmeye başlamışken katılan arkadaşlara ve böyle bir etkinliği mümkün kılan değerli BuGusto üyelerine de teşekkürlerimizi eksik etmiyoruz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder